05/02/2017 KitapHanım 0Comment

Mutsuzluğa gebe olmanın verdiği bir çok sıkıntı vardır.


Düşlerimden aşağıya sarkan kör bakışlılar,
İnce bileklerimden aşağıya akan bir aydınlığa bakarlar..

Bugünüm yarından ayrı geçmiyor, tükenmekte yarınlar,
Susarsa eğer gönlüm, gözlerimden akacak merhamet kalmaz..

Altınla kaplansa sahip olduğum tüm dünya,
Yine de siyahım sarıya geçit vermez.

Kahırlı düşlerim yalın ayaklarıma batar,
Gözlerimden yanaklarıma doğru ölü ruhlar sarkar.

Sol yanımın hassas bir köşesinde kırık bir cam parçası,
Cam parçasının da içinde devam eden bir hüzün ayyaşlığı..

Yalnızlık bir sırdan öteye gidemiyor,
Ümitsizlik ise bir cehennem çukuru, ateşi bitmiyor.

Kaçıyorum tüm gündüzlerden, güneş kavuruyor yüzümü,
Dost biliyorum geceyi, canıma can katıyor hüznü..

Gözlerime uzun bir yokluk sürmesi çektim,
Yelkovan akrebi kovalıyorken, kimsesizliğe gittim.

Üstünü karaladığım ölüm tekrar tekrar dirildi nefsimde,
Bulma beni nasıl olsa ayrı değilim öteki gününden..

Bir kamet ile başlıyor yaşamım yine bir kamet ile son buluyor,
İki çizgi arasında, hududu bilmeyen bir hadsizlik erişiyor ruhuma.

Varlığım yokluğuna denk gelmesin, çürür için,
Bakışlarım belkide delip geçer kalbini..

Özümü aramak için düşüyorum bir erbabın yoluna,
Bir damla su için bölüşüyorum ekmeğimi zakkumla..

Hızlı adımlarken yaşamı su gibi akıyor tüm saatlerim,
Canım bedenden ayrı düşse, son bulur tüm dertlerim.

Tekrar okuyunca aslında berbatmış ama kalsın yinede. 😀