14/03/2017 KitapHanım 2Comment

Ben neden Şeker Portakalı’nı okumaya bu kadar geç kaldım. Kendime şuan o kadar çok kızıyorum ki… Bunca zaman böyle bir eseri nasıl kaçırdım diye hayıflanıyorum. Daha önce de aldım fakat bir türlü başlayamadım. Nedense okumak bir türlü içimden gelmedi. Ben kitapları kütüphane ve arkadaş ortamından temin eden biriyim. Kitap aldığım zamanda zaten evde tutmuyorum, kütüphaneye veriyorum. Neyse kitabı bir kuzenimde gördüm ve okumak istedim. Başlamam ve bitirmem neredeyse bir oldu.


Şeker Portakalı Jose Mauro De Vasconcelos Kitap Tavsiyesi:


Kitapta ana kahramanımızın ismi Zeze. Küçük bir çocuk olan ve yaşını kişilere göre değiştiren karakterimiz bazen 5 bazense 6 yaşında oluyor. Akıllı bir çocuk ve hayal dünyasının gerçeklerini yansıtıyor. Zeze hayalleri maceralarının peşinde aslında kendince sadece yaramazlık yapıyor. O ise bunun daha çok bir şeytan yüzünden meydana geldiğini söylüyor. Zeze’nin babası işsiz ve ailesini geçindiremediği içinde yüreği buruk bir adam. Aynı zamanda 3 tane ablaya sahip ve birde kardeşi var. Çok fazla şımarık olduğu içinde sürekli dayak yiyen ve cezalandırılan bir çocuk. Küçük bir bedene sığdırılan büyük acıların tesiri altında kalıyorsunuz.



Her şey o kadar güzel kurgulanmış ki belki bu bir kurgu bile değil yazarın kendi hayatının bir parçası da olabilir araştırmadım.Eğer bir kurgu ise acısı kalbinizi sızlatacak kadar gerçek. Aynı zamanda yaşlı ve emekli bir dayıya sahip Zeze dayısına bir çok konuyu danışıyor.



Daha sonrasında taşınmak zorunda kalıyorlar yeni eve gitmek istemiyor. Buranın bahçesinde bir Şeker Portakalı fidanı buluyor. Fidanı kendine arkadaş edindiği için onunla sıkıntı ve dertlerini paylaşıyor. Ona Minguinho adını veriyor. Bazen çok samimi hissettiği zamanlarda ise Xururuca diyor. Arka bahçe onun için sadece bir arka bahçe değil kendi hayal dünyasında süslediği maceralarla dolu. Kardeşi ile bu küçük maceralar çıkıyor.



Yaşından erken okuma yazma öğrendiği içinse okula gidiyor. Zeze’nin dünyaya bakış açısı yaşına göre fazlaca büyük. Kitleyen ve acıtan bir şeyler var. Önceden sulu göz biriydim artık kolay kolay da ağlayamıyorum. Şeker portakalını okudukça gözümden sebepsizce yaşlar gelmeye başladı. Kalbimde o küçük kalbin acısını hissettim. Zeze’nin bakış açısı benim dünyamdan da parçalar taşıyordu. Belki bu yüzden içimi bu kadar acıttı.



En önemli ise Zeze sevdiği birini buluyor, bu dönem onun için çok güzel geçiyor. Fakat hayat acımasızdır her zaman. En sevdiklerin ile imtihan olursun. Zeze yolunda sisler var. Kaybettikleri ve yaşadığı acıların tüm sertliği kalbinizi paramparça edebilir.



Eğer hala Şeker Portakalı kitabını okumadıysanız, biran önce temin edin ve bu güzel kitaptan istifade edin. Aynı zamanda kitabın devamı olan iki eser daha var. Güneşi Uyandıralım ve Delifişek adlı romanlar ile Zeze’nin büyümesine ve düşüncelerine eşlik etmeye devam edebilirsiniz. Henüz okumadım ama en kısa zamanda okumak için sabırsızlanıyorum.



Bu arada bahsetmeyi unuttum çok sevdiği bir arkadaş buluyor. Yüreğini gün ışığı ile dolduracak insanlara denk gelmek önemli.



Kitapta en hoşlandığım yerlerden biriydi bu. Olumsuzlukların üstesinden gelebilmek için bakış açısının ne kadar önemli olduğu tartışmasız bir gerçek.



Keşke öyle olsaydı Zeze,yeryüzünde herkesin sahiplendiği bir yer ve eşya var. Yeryüzünde her şeye sahip olmak isteyen çok aç gözlü insanlar var. Bir gün tüm aç gözlü insanların yer yüzündeki güzel insanları yemelerinden o kadar çok korkuyorum ki. Çünkü kötülüğün çoğaldı bu dünyada güzel şeyler her geçen gün azalıyor.



Terk edememek en korkunç durum. Her şeyi bırakıp seni üzen kıran ne varsa geride bırakıp gitmek istiyorsun. Keşke Zeze, mümkün olsaydı gidebilmek. O zaman hiç arkama bakmadan kimseyi tanımadığım bir yere giderdim. Böylece kötü sesler ve olaylar beynimin içinde tekrar etmezdi belki.



Hey Zeze, acaba her şeye rağmen doğmuş olduğun için mutlu olduğun bir zaman oldu mu?

Kitaptan beğendiğim ve sevdiğim cümleleri sizinle paylaştım. Hepimizin yüreğinde Zeze’ye ait bir parça var diye düşünüyorum nedense belkide yoktur ama gerçek olan acının geçmediği ve insanı kovaladığı gerçeğidir. Yüreğinizi yaralayan ne varsa iyileştirmeye bakın. “Yaşayabilmek için.”


Sevgi ve selam ile.